Yeme İçme 4 dk okuma
Zeytinyağı Seçimi ve Mutfakta Doğru Kullanımı
Sızma ile rafine karışım arasındaki fark, etiketteki asitlik değeri, doğru saklama koşulları ve hangi yemekte hangi yağın kullanılacağı üzerine pratik bir rehber.
Yazar: Selin Erdemir
Zeytinyağı, mutfakta en sık kullanılan yağlardan biri olmasına rağmen çoğu evde raftaki şişenin ne olduğu, nasıl saklandığı ve hangi yemekte kullanılacağı üzerine pek düşünülmez. Oysa aynı isimle satılan ürünler arasında ciddi farklar vardır; bu farklar hem tada hem de pişirme sırasındaki davranışa yansır. Doğru şişeyi seçmek ve onu doğru koşullarda tutmak, yemeğin lezzetini değiştirdiği kadar cebinizdeki parayı da boşa harcamamanızı sağlar.
Etiketteki İfadeler Ne Anlatıyor?
Şişenin üzerindeki en belirleyici ifade, yağın elde ediliş biçimini anlatan kısımdır. Sızma ve naturel sızma olarak anılan ürünler, zeytinin ısı veya kimyasal işlem görmeden sıkılmasıyla elde edilir; meyvemsi kokusu ve hafif acılığı bu yüzden belirgindir. Riviera ya da yalnızca zeytinyağı yazan ürünler ise rafine yağ ile sızma yağın karışımıdır; kokusu ve tadı daha nötrdür. İkisi de mutfakta yeri olan ürünlerdir, ancak aynı işi görmezler.
Etiketteki asitlik değeri de sık sorulan konulardan biridir. Bu değer yağın oleik asit cinsinden serbest asit oranını gösterir ve düşük olması genellikle daha iyi bir hammadde ile daha dikkatli bir üretim anlamına gelir. Ancak asitlik tek başına lezzetin garantisi değildir; hasat zamanı, zeytin çeşidi ve sıkım sonrası saklama koşulları da tada doğrudan etki eder. Rakamı tek ölçüt saymak yerine tadım yaparak karar vermek daha sağlıklıdır.
Şişe, Işık ve Raf Ömrü
Zeytinyağının en büyük düşmanları ışık, ısı ve havadır. Bu yüzden koyu renkli cam şişe ya da teneke ambalaj, şeffaf şişeye göre çok daha koruyucudur. Marketten alırken vitrinde spot ışığı altında aylarca bekleyen şeffaf şişeler yerine, rafın arkasında duran koyu ambalajları tercih etmek mantıklıdır. Evde de şişeyi ocağın hemen yanında değil, serin ve karanlık bir dolapta tutmak gerekir.
Yağın üzerindeki hasat tarihi, son kullanma tarihinden daha bilgilendiricidir. Zeytinyağı yıllandıkça iyileşen bir ürün değildir; aksine zamanla aroması körelir ve bayat bir tat belirir. Bir yıllık zaman diliminde tüketilebilecek boyutta şişe almak, büyük ve ucuz görünen bidonu aylarca yarı dolu bırakmaktan genellikle daha ekonomiktir. Yarısı boşalmış şişede kalan hava, kalan yağın bozulmasını hızlandırır.
Hangi Yemekte Hangi Yağ?
Salatalar, soğuk mezeler, çorba üstü gezdirmeler ve ekmek banmalar sızma zeytinyağının en iyi iş gördüğü alanlardır. Burada yağın kendi kokusu ve hafif acılığı yemeğin bir parçası hâline gelir. Sebze yemekleri ve zeytinyağlılarda da sızma yağ kullanılabilir; orta ateşte yapılan bu pişirmeler yağın yapısını ciddi biçimde bozacak sıcaklıklara genellikle çıkmaz.
Yüksek ısı gerektiren kızartma ve derin yağda pişirme söz konusu olduğunda ise nötr tatlı rafine karışımlar daha kullanışlıdır. Hem tat olarak yemeği bastırmaz hem de pahalı bir sızma yağı yüksek sıcaklıkta harcamamış olursunuz. Yağın dumanlanmaya başladığı anı gözlemlemek önemlidir; duman çıkan yağ artık tadını da yapısını da kaybetmiş demektir ve tazelenmesi gerekir.
Tadımı Nasıl Yapılır?
Evde basit bir tadım yapmak, bir sonraki alışverişte daha isabetli seçim yapmanızı sağlar. Küçük bir bardağa bir yudumluk yağ koyun, avucunuzla ısıtın ve önce kokusunu alın. Taze bir zeytinyağında çimen, yeşil elma, enginar ya da domates sapı gibi tanımlar duyulur. Ardından küçük bir yudum alıp dilin üzerinde yayın; boğazda hafif bir yakıcılık hissetmek kusur değil, tam tersine tazelik işaretidir.
Küflü, ıslak tahta, sirkemsi ya da yağlı boya benzeri kokular ise istenmeyen tatlardır. Bu tür bir yağ mutfakta kullanılabilir ama muhtemelen aradığınız kaliteyi vermez. Aynı gün iki farklı markayı yan yana denemek, farkın ne kadar belirgin olabildiğini görmek açısından öğreticidir; tek başına içildiğinde vasat gelen bir yağ, salatanın içinde de vasat kalır.
Sık Yapılan Hatalar
En yaygın hata, iyi bir zeytinyağını özel günlere saklamaktır. Kapalı dolapta bekleyen şişe zamanla değerini yitirir; asıl israf onu kullanmak değil, kullanmadan eskitmektir. İkinci hata, yağı ocağın üstündeki askıda veya pencere kenarında tutmaktır. Üçüncüsü ise sürekli yeniden doldurulan bir sürahi kullanmaktır; eski yağın kalıntısı yenisini de hızla bozar, sürahinin arada bir iyice yıkanıp kurutulması gerekir.
Kızartma yağının defalarca kullanılması da sık rastlanan bir alışkanlıktır. Her ısıtma yağın yapısını biraz daha bozar, kokusu keskinleşir ve yemeğe geçer. Süzülerek saklanan yağı sınırlı sayıda tekrar kullanmak mümkün olsa da rengi koyulaşmış, köpüren veya kokusu değişmiş yağı ısrarla kullanmanın kimseye faydası yoktur.
Bütçeye Uygun Bir Düzen
Pratik bir çözüm, mutfakta iki ayrı şişe bulundurmaktır: biri soğuk kullanımlar için iyi bir sızma zeytinyağı, diğeri günlük pişirmeler için daha ekonomik bir seçenek. Böylece hem her yemekte pahalı yağ harcamamış olursunuz hem de salatanızda gerçekten iyi bir tat elde edersiniz. Küçük şişeyi mutfak tezgâhında, büyük stoğu ise serin ve karanlık bir dolapta tutmak da hem pratiklik hem koruma sağlar.
Zeytinyağını doğru seçmek ve doğru saklamak, karmaşık bir uzmanlık değil birkaç basit alışkanlığın toplamıdır. Koyu ambalajı tercih etmek, hasat tarihine bakmak, şişeyi ısıdan uzak tutmak ve kullanım alanına göre ayırmak yeterlidir. Bu düzeni kurduğunuzda aynı bütçeyle daha lezzetli sofralar kurmak ve raftaki şişeyi boşa harcamamak mümkün olur.